Son zamanlarda, yaratilmislarin mükemmeli addedilen insanin neden anlasamadigini düsünüp duruyorum. Bu konuya tekrar tekrar kafa yormamin nedeni kavgalarin, yanlis anlasilmalarin, iyi niyetle kurulmus yolunda giden ama bir anda kesilen iletisimlerin sayisinin artmasi..
Farkinda misiniz ne kadar cok kullaniyor ve duyuyoruz son günlerde "Sen beni yanlis anladin.", "Ben onu demek istemedim.", " Ah, bir de anlatabilsen/anlatabilsem!" vs. cümlelerini... Ortada cok ciddi bir sorun var ki cogumuz farkinda degiliz. Kültürümüzü, beynimizi, düsüncelerimizi iyi ya da kötü yönde gelistirdigimiz bu yüzyilda, sahip oldugumuz en önemli seyi kaybetmek üzereyiz: dilimizi. Ögretmenlik hayatim boyunca ögrencilerime, onlarin ailelerine, bazi ogretmen arkadaslarima bunun önemini anlatmaya calistim. Cünkü ancak okudugunu, yazdigini; konustugunu, dinledigini bilen, anlayan ve anadilini dogru kullanan birey basarili olabilirdi bu hayatta. Bir matematik problemindeki anahtari görmenin de, uzun bir metindeki mantigi kavrayabilmenin de, bir siyasetcinin konusmasinin ardindaki gercek amac da, kisacik bir mesajin icindeki vurguyu sezmenin de özü buradaydi aslinda. Belki de özgürlesebilmenin, var olabilmenin özüydü kullandigimiz dil.
Farkinda misiniz ne kadar cok kullaniyor ve duyuyoruz son günlerde "Sen beni yanlis anladin.", "Ben onu demek istemedim.", " Ah, bir de anlatabilsen/anlatabilsem!" vs. cümlelerini... Ortada cok ciddi bir sorun var ki cogumuz farkinda degiliz. Kültürümüzü, beynimizi, düsüncelerimizi iyi ya da kötü yönde gelistirdigimiz bu yüzyilda, sahip oldugumuz en önemli seyi kaybetmek üzereyiz: dilimizi. Ögretmenlik hayatim boyunca ögrencilerime, onlarin ailelerine, bazi ogretmen arkadaslarima bunun önemini anlatmaya calistim. Cünkü ancak okudugunu, yazdigini; konustugunu, dinledigini bilen, anlayan ve anadilini dogru kullanan birey basarili olabilirdi bu hayatta. Bir matematik problemindeki anahtari görmenin de, uzun bir metindeki mantigi kavrayabilmenin de, bir siyasetcinin konusmasinin ardindaki gercek amac da, kisacik bir mesajin icindeki vurguyu sezmenin de özü buradaydi aslinda. Belki de özgürlesebilmenin, var olabilmenin özüydü kullandigimiz dil.
Sosyal medyanin hizla gelismesiyle yediden yetmise hepimizi cezbeden renkli,keyifli; bos zamanlarimizi!! dolduran -ya da o cok onemli zamanimizi hatta beynimizi bosaltan, degersizlestiren- internet olgusunun dil yozlasmasi konusunda ciddi etkisinin oldugu asikar. Internet gelmis zamanlarin belki de en iyi icadlarindan biri; ancak özellikle genclerin bunu verimli bir sekilde kullanmadiklari asikar! Evet, artik orasi da bir dünya bizim icin; ayni zamanda globallesen dünyada herkesin kolayca birbirine ulasabilmesi mükemmel! Hicbirine sözüm olmaz, hasa! Serzeniste bulundugum sey medyanin da sanki dili katletmek icin el birligi icinde oldugu.. Televizyonlardaki spikerlerin görünüsü izlemeye deger ama iki lafi bir araya getiremeyisi, getirse de hatali kullanisi akillara zarar! Sanirim görüntü bilgiyi gecmek üzere! Cesitli sayfalarda gruplar olusturan, bildiriler yayinlayan, farkli kitlelere seslenen fenomenlerse ayri olay! Bilgiyi, düsünceyi, olani biteni anlatirken biraz da nasil yaptigina bir baksa! Biz okuyuculara gercek bir iyilik yapsa ve örnek olma sorumlulugunun bilincine varsa! Sanirim bir cogumuz milli varligimizin en önemli ögesi olan dili umursamama hatasina düsmüsüz. Dogal konusup yazmaya calisirken cehaletimizi göstermisiz. Heyhat!
Tüm gelismis ülkeler anadilin öneminin bilincinde. Bizde de aydin kesimin bir kismi durumu kurtarmaya, halki bilinclendirmeye calisiyor ama sanirim milletce bir taktik hatamiz var. En basindan kitap okumadan, okumayi sevmeden, hatali konusma tarziyla yetisen bir gencin bahsettigim husus konusunda kafa yormasi ve arastirma yapmasini beklemek aptalca olur. Türkiye 'nin ve Türkcenin ciddi bir dis baski icinde bulundugu bu dönemde yukarida elestirdigim internet -dogru kullanildigi takdirde- yaramiza merhem olacaktir!
Ebeveynlere de catmadan edemeyecegim! Bebeginin ilgisini cekmek icin garip söylemleri, bebekce konusmayi birakmanin zamani coktan geldi bence! Yeni dogmus hicbir cocugun lugatinda "e yapmak", "ay dede" gibi kelime ve anlam yapilari yoktur. Siz bebeginize onun tarzinda, sesleri ve kelimeleri yuvarlayarak, yutarak konustugunuz müddetce onun dil ve IQ gelisimine zarar veriyor; yasitlarinin gerisinde kalmasina neden oluyorsunuz! Anadilinizin gerektigi sekilde cümleler ve kelimelerle mimik ve jestlerinizi bolca kullanarak -yanina da melodik bir hava eklerseniz- bebeginizin bireysel gelisiminde harikalar yaratabilirsiniz! Benden söylemesi! Baskalari 5 yasina gelen cocugunun hala konusmadigindan yakinirken siz o dönemde anadilinde gittikce yetkinlesen cocugunuza verimli bir sekilde ikinci bir dil ögretmeye baslayabilirsiniz! Unutmayin ebeveyn olarak cocuklarimiza verecegimiz en buyuk hediye onun beyinsel, ruhsal, bireysel ve sosyal olarak gelismesine olanak saglamaktir!
Yetiskinlerin dünyasinda da durum cok farkli degil. Bence kavgalarin, dostluklarin parcalanmasinin, asklarin kül olmasinin, evliliklerin bitmesinin ilk sebebi hala iletisim sorunu! Empati kurmayi gectim; ama biraz ne söyledigimize kafa yoramaz miyiz? Ne söylemek istedigimize mesela? Karsimdaki insan beni dogru anlamis miydi en son ne zaman düsündüm? Ya ben derdimi düsüncemi olmasi gerektigi gibi aktarabiliyor muydum? Tüm bunlarin bir önemi var miydi?
Ne önemi var ki demeyin! Karsimizdakine isteyerek ya da istemeyerek verdigimiz her mesaj hayatimizi etkiliyor! Dolayisiyla mutlu olmanin, güzel iliskiler kurmanin bas sarti düsüncelerimizi dogru aktarmamizdir. Kalbimizi kiran, acitan durumlarda hep anlasilmadigimizi düsünürüz. Evet empati kurmak cok önemli ama öncesinde dogru kelimelerle dogru bir sekilde anlatabilirsek kendimizi, her seyin cok daha kolay hale geldigini görecegiz.
Dil ve üslup öyle ince bir cizgide devam eder ki, Türkce gibi cok anlamliligin oldugu dillerde azami dikkat gerektiriyor. Bir hikaye anlatilir ki; hükümdarın teki rüya görür ve bunu rüya tabircisinin yorumlamasını ister..
"Hünkarım, siz hayatınızda çok büyük acılar çekecek, tüm yakın ve
akrabalarınızın ölümünü göreceksiniz."diyen tabircinin yorumu elbette hükümdarin hoşuna gitmez ve kellesiyle cezalandirilir. Ardindan bulunan baska bir tabirci ise akabinde kendisine altınlar
kazandıracak şu tabirde bulunur; "Maşallah padişahım ne güzel bir rüya görmüşsünüz. Yüce Allah size
bereketli ve uzun bir ömür bahşetmiş, ama hayat; sevinç ve üzüntülerin
bir karışımıdır biliyorsunuz. Bu uzun ömürde sizden evvel sevdikleriniz
vefat edebilir, siz bunu olgunlukla karşılayacak büyüklüktesiniz; sizin ömrünüz o denli uzun
ve zengin olacak ki akraba ve tanıdıklarınızdan size yetişebilen
olmayacak" Bu hikayeyi tamamlayan ve özetleyen ehl-i kelam Yunus der ki;
Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı Söz ola ağulu (zehirli) aşı, yağ ile bal ede bir söz Kişi bile söz demini, Demeye sözün kemini(kötüsünü) Bu cihan cehennemini, Sekiz cennet ede bir söz Yunus şimdi söz yatından, söyle sözü gayetinden Pek sakın o sah katından, Seni ırak ede bir söz |
Söylemek istediklerim burada bitmez, zira sorun bu kadar basit degil. Farkindalik yaratmak istedigim sey, dilin biz demek, özgürlük demek oldugu; dilin millet, varlik demek oldugu. Ic dünyamiza da, enerjisiyle yogruldugumuz cevremize de, sosyal statümüze ve milli bilincimize de gereken önemi verelim. Agzi olanin konustugu ortamda, agzimizdan cikani kulagimiz duymali artik!
siz yazın ben sıkılmadan okuyup bazı şeylerin fakına varayım. Çok güzel yazmışsınız hocamm..
YanıtlaSil